CGTN Muhabiri Damla Wu'nun haberine göre Çin tarihindeki Qiuci (Kuçar) Krallığı ve bölgedeki Qiuci Taş Mağaraları, İpek Yolu üzerindeki kültürel ve tarihi etkileşimin önemli merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Günümüzde Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yer alan Kuçar bölgesinde bulunan Qiuci, tarih boyunca demir işçiliğiyle tanınan bir krallık olarak Han Hanedanı (M.Ö. 202 - M.S. 220) kayıtlarında yer aldı. Bölgenin, eski Hindistan, Yunan-Roma, İran ve Çin medeniyetlerinin kesişim noktasında bulunduğu ve İpek Yolu ticaretinin önemli merkezlerinden biri olduğu belirtiliyor.
Tarihsel kaynaklara göre Budizm, M.Ö. 3. yüzyılda bölgeye ulaştı ve Qiuci’de uzun süre baskın inanç haline geldi. 3. yüzyıldan itibaren bölgede Budist mimari yapılar, heykeller ve duvar resimleri gelişti; çok sayıda taş mağara inşa edildi.
Ancak 11. yüzyılın sonlarında Karahanlılar döneminde bölgede İslamiyet’in yayılmasıyla birlikte Budist yapılar büyük ölçüde zarar gördü ve Qiuci’nin siyasi yapısı değişti.
Qiuci’nin, İpek Yolu’nun kuzey güzergâhında yer alması nedeniyle doğu ile batı arasında ticaret ve kültürel etkileşimi sağlayan önemli bir köprü olduğu ifade ediliyor. Bölgede bugün de çok sayıda tarihi miras bulunuyor.
Qiuci Taş Mağaraları ise bölgede keşfedilen 27 mağara topluluğunu kapsıyor. Mağaraların yapımının 3. yüzyılda başladığı ve 13. yüzyıla kadar sürdüğü belirtiliyor. Toplam 827 mağarada yaklaşık 10 bin metrekarelik duvar resmi ve çok sayıda çamur heykel bulunduğu ifade ediliyor.
Kızıl Taş Mağaraları, bölgedeki en önemli mağara topluluklarından biri olarak öne çıkıyor. Buradaki en eski duvar resimlerinin dünyaca ünlü Mogao Mağaraları’ndan en az 100 yıl daha eski olduğu belirtiliyor.
Mağaralarda Hint, Orta Asya ve Çin sanat unsurlarının birleştiği, zamanla yerel özellikler taşıyan özgün bir mağara sanatının geliştiği ifade ediliyor. Stupa şeklinde merkez sütunlu mağaraların Budist inanç ile yerel mimarinin birleşimini yansıttığı belirtiliyor.
Duvar resimlerinde Budist hikâyeler, Sakyamuni’nin yaşamı ve çeşitli dini anlatılar yer alırken, bu eserlerin “Hikâyelerin Denizi” olarak adlandırıldığı ifade ediliyor.
Bölgedeki heykel ve duvar resimlerinde zaman içinde yaşanan tahribatlara rağmen Hint Gandhara ve Mathura sanatının izlerinin görülebildiği belirtiliyor. Ayrıca farklı dillerde yazılmış yazıtlar, bölgenin tarih boyunca çok kültürlü bir yapıya sahip olduğunu ortaya koyuyor.
Qiuci Taş Mağaraları’nın, 1961 yılında koruma altına alındığı, 2014 yılında ise İpek Yolu: Chang’an–Tianshan Koridoru Dünya Mirası Alanı kapsamında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edildiği ifade ediliyor.
Günümüzde ziyaret edilebilen Kızıl Mağaraları’nın yaklaşık 3 kilometrelik bir alana yayıldığı, 349 mağarada yaklaşık 4 bin metrekarelik duvar resmi bulunduğu belirtiliyor. Mağaralardaki sahnelerde dini anlatıların yanı sıra günlük yaşam, ticaret, tarım ve hayvancılık gibi konuların da işlendiği aktarılıyor.
Bölgedeki eserlerin, İpek Yolu üzerindeki medeniyetler arası etkileşimin önemli bir kanıtı olduğu vurgulanıyor.
Hibya Haber Ajansı
© Copyright 2026 İstihdam Haber Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.